18 Aralık 2011 Pazar

İNSANLIK

Bu gün doğum günüm.... Aslında bu yazıya başlarken 26 dakikada geçmiş bulunuyor. Sevgili ailem iyi bir doğum günü için kısıtlı imkanlarına rağmen ellerinden geleni yaptı... Hoş ben de doğum günü çocuğu olmayı hiç bir zaman istemedim ama yinede hoş bir duygu sevdikleriniz tarafından onurlandırılmak.... Ama şimdi odamda gerçeklerle yüz yüzeyim... Sizin hiç kaderiniz bir insanın ağzından çıkacak bir evete mahkum oldumu? Benim olacak... Eğer yarın başvurduğum iş için patron hayır derse  ben ve ailem ben başka bir işe kabul edilene kadar çok zor geçineceğiz.  Belki geçinemeyeceğiz, aç kalacağız nasıl bir hayat lan bu? Bu yüzden zenginlerden nefret ediyorum  ama elimden de bir şey gelmiyor. 20 li yaşlarda dünyayı değiştirmek isterdim, aslında hala değiştirmek istiyorum... ama acı olan ne biliyormusunuz... artık bunu yapamıyacağımı biliyorum, çünkü yönetenler çok güçlüler.. 

Uyuyamıyorum... Şu an yataktayım ve yazıyorum. hadi yatayım desem biliyorum ki uyuyamayacağım dönüp duracağım uykulu gözlerle ve vızıldayan bir beyinle acaba yarın ne olacak .. Telefon gelecekmi diye.
Ablam ve ablamın oğlan hepsi aynı beklenti içinde yarın telefon gelecekmi? Sessiz bir bekleyiş bu çünkü konuşacak pek bir şey yok, ama işin ilginç tarafı kaderimizi belirleyecek kişi olan patronun bundan haberi yok... Vereceği kararla 3 kişinin hayatını nasıl etkileyeceğinden haberi yok... Nasıl hayat lan bu...

Dua etmekten başka seçeneğim yok... Bunuda istiyerek yapacağım... Hoş ne zaman başım sıkışsa hemen duaya ve allaha sarılıyorum.. Hoş hep içimde var.. O beni biliyor ama böyle durumlarda utanarak dua ediyorum sanki sadece bu durumlarda hatırlıyomuşum yada aklıma geliyomuş gibi.

Telefon gelsede amına koyum gelmesede ..., demiyeceğim. Umarım gelir...Umarım umutla bakarız yarına...Umarım 4 kalp sevinir, Umarım güleriz, umarım korkmayız..... Nasıl bi dünya lan bu.. Aç kalma korkusu, iş bulamama korkusu.. Vay amınıza koyayım sizin

16 Aralık 2011 Cuma

BEYNİMİZDE OYNANAN OYUNLAR VE TÜRKİYEDE YETİŞTİRİLEN SIĞIRLAR


                                               
VAY BE ÇOK AKADEMİK Bİ BAŞLIK OLDU
Evet konumuz sığır nasıl yetiştirilir...ama bu 2 ayaklı insan cinsinden sığır!!.. Yani  hiç konuyu uzatmaya gerek yok... şöyle etrafına bak dolu yüzlerce var etrafında...hatta uçma kabiliyetin olsada biraz havalanabilsen binlercesinide görebilirsin.. la oğlum milletin ya kaçarken ya sıçarken aklına gelir benimde yataktayken aklıma geliyor..uykumdan oluyorum.. neyse canınızı yerim olsun.

Maalesef  bir sığır sürüsü yetişiyor...cahil ,cühela ,teslimiyetçi ve tepkisiz  bir toplum yaratılmak isteniyor...  bu atasözlerini yaratanları acaip kıskanıyorum abi ...niyemi ? behi yavşak  çünkü doğru söylüyorlar.. hayvanlar koklaşa koklaşa insanlar konuşa konuşa demişler..yada tersi.... ama doğru demişler.. hayvanlar koklaşarak birbirlerine sevgi ve saygı gösterirler durumlarının ne olduğunu anlarlar ( seks den bahsetmiyorum hemen lafı götünden almayın ), insanlarda konuşarak birbirlerine sevgi ve saygı gösterirler, hayvanlardan 1 adım daha ileriye giderek çevrelerinde olup bitenide konuşurlar ve farkına varırlar, hayvanlardan 2adım daha ileriye gidersek bu farkındalıkları onların tepki vermesine neden olur. Ama  yaratılmak istenen tepkisiz insan cinsi sığır sürüsü.

tepkisiz bir insan türü sığır sahibi olmayı en çok kim ister biliyomusunuz? köle sahipleri, derebeyleri, ağalar bilumum işveren... 
şimdi sen işyerinde ..yav iş çok ağır maaşda az diyebilirmisin...yada patronuna lan göt patron bizi o kadar çalıştırıyon ama aslan payını sen alıyon ne ayaksın diyebilirmisin ? hadi götün sıkıyosa dede ananı sikiversinler orada işinden  ol ...  bunu nasıl konuşursun ya gizli köşelerde mesai arkadaşınla fiskos yaparak yada yemek aralarında çıktığın yerde yaparsın yada evde söylenirsin..

peki ülke üzerinde bunu genel anlamda sığırlaştırma işini nasıl yaparsın? 3 şekilde

1) EĞİTİMLE : Kurbağ anatomisi öğreterek,kelebeğin hayat döngüsünü öğreterek,koful, golgi cisimciğini öğreterek nasıl hazırlarsın lan bir insanı hayata? ha pardon senin amacın bir sığırı hazırlamak hayata değil mi? ..  Üniversitede biyoloji,hücre bilim,tıp ve buna benzer bölümleri seçerse zaten golgi cisimciği gibi çocukken salaklığı ifade eden kelimelerin 18 göbek öteden akrabasını da öğrenecekler lan bu çocuklar….  Neden son  Anadolu parsının salak bir avcı tarafından vurulup öldürüldüğünü ve soyunun tükendiğini anlatmıyorsun , neden cayır cayır çevre bilinci aşılamıyorsun… Hayvanları ve ülkeleri National Geography den öğreniyor bu çocuklarda neden kendi ülkesinde yaşayan börtüydü böcekti çevreydi bu bilinci aşılamıyorsun çocuklara….. aşılamaz bu şerefsizler çünki  eğer aşılarlarsa bu çocuklar yarın büyüdüklerinde sahip çıkarlar bu ülkeye. çocuklara sorun BLACKBERRY yi bilir ama böğürtleni bilmez…. Bu ülkede çocuklar artık meyveyi dalından kopartıp yiyemiyor… misket oynayan çocuk göremiyorum lan etrafta…   sadece sınavlarla testlerle ve dersaneyle geçen bir yaşamla sınırlandırılmış bir vaziyette…. Hele şehirlerde çocukların hali içler acısı. Çocukluğumda hatırlıyorum da her tarafta oynardık ,düşerdik, kirlenirdik… şimdi beton yığınları arasına sıkıştırılmış kıytırık parklarda oyun oynamaya çalışıyor çocuklar…. Kendi oyuncağımızı yapardık.. şimdi sistemin dayattığı oyuncaklarla oynuyor bu çocuklar ….bu çocuklardan yaratıcı olmasını nasıl beklersiniz ki?  Kişilik çocukken şekillenmeye başlar ve gelişir… televizyon ve okulda öğretilen abuk sabuk bilgi dayatmalarıyla bu çocukların kişilikleri ve yaratıcılıkları nasıl gelişebilir ki?...nasıl gelişecek… abi ne haber yaaaa twitlere baktınmı yaaaa çok baba twıtler geçmişler bu gün…  diye konuşan   ama  yaşadığı ülkenin kaç coğrafi bölgeye bölündüğünü yada çanakkalenin nerde olduğunu bilmeyen sürü gelişir.…sorun etrafınızdaki çocuklara 10 çocuktan kaçı bilecek bunu ( çocuk derken 0-8 yaş arasını kastetmiyorum lan gozmonot kafalılar)

2) BANKACILIK: Maalesef devlet eliyle suç işleniyor ülkemizde… iktidar sahipleri tüm bankaları sattı ve para kazandı …tamamda abi kazandığın paradan ben bir şey görmedim…. Vallahide billahide görmedim.
Uyuşturucu nasıl bişeydir bilirmisiniz? Ananızı sikeyim  hiçmi türk filmi seyretmediniz… önce ufak ufak verirler bedavadan  sonrada dibine kadar alırlar neyi varsa…ama  çok geçtir çünki bağımlı olmuşsundur artık..türk halkıda bankacılık sistemine bağımlı hale getirildi…. Yine çocukluğuma gidiyorum… yattım doktorcuğum..çocukluğuma inebilirsin.
Çocukluğumda yoktu be bu amına koduğumun kredi kartı… yoktu lan… veresiye defteri vardı lan güzelim bakkallar vardı..çok çeşit yoktu belki ama insanlık vardı lan… millet birbirini anlardı..banka reklamlarıda vardı ama ya güvenli olduğunu anlatan banka reklamları vardı yada kumbara reklamları vardı, biz çocuklar para biriktirelim diye…. Neyse konumuza dönelim…kim çıkarmış bu fikri biliyomusunuz
Kartlı ödeme fikri ilk kez 1887 yılında Edward Bellamy’ın “Looking Backward Or Life In The Year 2000” isimli bilim kurgu romanında ortaya atılmıştır. Romanda, 2000’li yıllarda yapılacak alışverişlerin ödemelerinin karttan koparılan parçalar aracılığı ile yapılabileceği ve bu ödemelerin kart bitene kadar sürebileceği fikri ortaya atılmıştır.
 Ulan sinirlendim yine ben bu kredi kartını ilk bulan ve kullanan  Edward bellamy  ve  kredi kartını türkiyeye getirenin annesini rocco ile birlikte grupta sikeyim emi.

Peki kredi kartı ile değişen dünyamızda neler olmuş bir bakalım. Türkiyede ilk kredi kartı uygulamasını başlatan kimdir..bilene 10 lira bonus verecem
1975 yılında  Setur… sahibi kim? Bunu bilmiyosanız yaşamayın lan bu ülkede..siktirin gidin… sürinama,  galapagosa ne bileyim paskalya adasına falan gidin …yapı kredinin sahibi tabiî ki koç abimiz..başka kim olacaktı..bu ülkeyi yıllardır sömüren ailedir seturun sahibi. Sonrada gerisi gelmiş. Bankacılık sistemi bakmışki.. ulan bu kart işinde iyi para var bizde sikmeye başlayalım deyip yavaş yavaş sistemin içine girmişler  ama önce zenginleri sikerek..çünki o zamanlarda daha bankalarımız yabancılara peşkeş çekilmemiş bankacılık kanunları bugünki gibi banka tarafında değil yada o tür kanunlar yok henüz.
Tarihi kronolojik sırada vermiyecem burada ama 1993 de furya başlamış ve 2000 li yıllarda dahada artmış ama bankaların satılmasıyla birlikte üst seviyede bankalar insanlarımıza  tecavüzü başlamıştır.

Hani televizyon yada beyaz eşya almaya gidersin ya… eksiktir evde seninde hayalindir..artık daha büyük bir ekranda seyredeceksindir filimlerini yada suyun daha çabuk soğuyacaktır buzdolabında, senin aklın bunlardadır.. satıcı ballandıra ballandıra anlatırken. Peşinde dolanır durur satmak için…ve alırsın eve gidersin fişe takarsın..hayalini gerçekleştirmişsindir. Ama 3 gün sonra alette yolunda gitmeyen bir şey olur..satıcıyı ararsın ama ..daha 3 gün evvel götünde pervane olan pezevengin sesinin tonuda değişmiştir... hissedersin..hayalkırıklığına uğrarsın nasıl olur diye….işte kredi kartı ve tüketici kredisinide böyle verdiler ilk olarak insanlara. Ballandıra ballandıra anlatarak verdiler insanlara.. ama o insanların kafalarında hayalleri vardı belki çocuğunu okutmak için alıyordu krediyi yada 2 ay zorlanacam kirayı öderken kredi kartıyla idare ederim 2 ay sonrada öderim diyordu imzayı atarken sözleşmelere..ama o sözleşmede asıl önemli olan fakat mikro büyüklükte yazıldığı için hiç birimizin okumadığı yada okumak istemediği ve eğer ödeyemezsek neler olacağı yazılı olan şeyleri okumadan alıyorduk kredi kartlarını.

2000 yılında 13 372 600 olan kredi kart sayısı
2010 yılında 48 803 000 e ulaşıyor (MİLYON)..anlamayan sığırlar olabilir.
Sadece asgari ödeme tutarını ödeyerek borcunu birkaç kredi kartıyla döndürmeye çalışan kişi sayısının en az 10 milyon olduğu tahmin ediliyor… kendi kafamdan uydurmuyorum bunları  resmi rakamlar bunlar… bu 10 milyon kişinin bakmakla sorumlu olduğu insanlarla bu sayı 40 milyon eder..( ortalama bir aile 4 kişi dersek)
Yani 40 milyon insan geri kalan 30 milyonu doyuruyor.. kölelik yapıyor… nasıl adalet lan bu.

Şimdi bu 40 milyon insan geçinme derdindeyken…. Neyle uğraşacakki?  Bu insanların akılları fikirleri ay sonunu nasıl getiririm diye  çalışıyor…başkada bir şeye kafa yormuyorlar…buda gayet doğal..bu insanlardan normal olmalarını nasıl beklersin ki?
Sistem öyle bir kurulmuş ve işletiliyor ki… seni hasta ediyorlar hastalıklı insanlara dönüştürüyorlar.. bu hastalıklar öyle kızamık kabakulak falan değil… insanca yaşama hakkına sahip insanların ellerinden bu hak alınarak bu insanlar hastalıklı hala getiriyorlar.. normal bir insan bu haksızlık karşısında tepki verir hesap sorar..ama hastalıklı bir insan tepki vermez hesap sormaz… güçlüden gelen her şeyi kabul eder..

Maalesef insanlarımız ekonomik kıskaç altında hastalıklı hale getirilmişlerdir.. ki seslerini çıkartamasınlar hesap soramasınlar ve ne layık görürsek ona razı olsunlar mantığını bize dayatmış durumdalar… çünki borçlu insan önce borcunu ödemek ister karnını doyurmak ister eşinin çocucuğunun karnını doyurmak ister.. bide bunlara kömürdü gıdaydı yardım edersen, sistemle uğraşmaz… sistemin içinde kaybolup gider.

Böyle işte sevgili beynini siktiklerim 

3) MEDYA-TV:  

Sığır yetiştirmede en önemli silahlardan biride görsel medyadır ( gazetelerden bahsetmeyeceğim)

ATV                                                                    KANAL D

 6.30- kahvaltı haberleri                                       6.00- yabancı damat dizi( tekrar)
 8.30- Nihat hatipoğlu sorularınızı cevaplıyor     7.00- günaydın
10.00- müge anlı ile tatlı sert                               9.00- doktorum
13.00- aliye dizi                                                   11.00- umutsuz ev kadınları dizi
14.20- adanalı dizi                                               12.30- bana her şey yakışır
16.00- esra erolla evlen benimle                          14.30- gün arası
19.00- ana haber                                                   14.45- akasya durağı dizi
20.00- hayat devam ediyor                                  16.45- arka sokaklar dizi
23.00- 5 er beşer  dizi                                           18.50- baba haber bülteni
01.40- alemin kralı dizi                                        19.00- ana haber
04.05- çocuklar duymasın dizi                             19.50- spor
                                                                              20-00- bir çocuk sevdim  dizi
                                                                              23.00- beyaz show
                                                                              02.00- kanıt dizi
                                                                              04.00- asi dizi

Yukarda gördüğünüz ATVve KANAL  günlük programı(16-12-2011)..  daha ne anlatayım lan ben size …. Be a….. yok küfür etmeyecem… lütfen birkaç kez okuyun programları… ne var?..ha bu arada diğer tv kanallarını yazmaya gerek duymadım… çünkü hepsi aşağı yukarı aynı..nasıl iş lan bu sikimtrak diziler ve evlendirme programlarından başka hiçbir şey yok!!! gördünüzmü insanların beyni nasıl uyuşturuluyor..şimdi ordan birkaçtane yavşak.. ama ben National geography seyrediyoraaam diye söylenirse onunda amına koyayım..götümün üç çeyreği istersen uzayı international space centerdan live izle çokta sikimeydi.

Bu gariban insanların tek eğlencesiydi televizyon ama onuda aldılar ellerinden…. Kimin kimi siktiği belli olmayan diziler, ağalığın, mafyalığın özendirildiği diziler, aşiretin kutsandığı diziler, eşcinselliğin normal olduğu sunumlar, sanki her şey çok güzelmiş gibi gösterilen yalan ve tek taraflı haberler. İnsanların zayıflığından yada çaresizliğinden yararlanılan evlendirme programları..                                            şimdi asıl hedefleri çocuklarımıza yaptıklarına bakın  aşağıdaki karelerin hepsi çizgi filimlerden alıntıdır

                                     vay yavrunun göğüsleride diriymiş



 vay pamuk prensese bak abi..oyuncagı var... burdada rahibin yarrağı kalkmış

                                  tam ortaya bakın ne görüyonuz.... bunu çocuklarda seyrediyor



  
Çizgi filimler deki pornografi, satanizm vs gibi şeyler çocukların bilinç altına yerleştiriliyor.  Çocuklara karşı bunu kullanıyorlar çünkü  sığır bir sürü yaratmak için daha çocuk yaşta beyinlerini yıkıyorlar. google da aratın yüzlercesi var!!!

subniminal mesajlardaki seks olgusuyla  çocukların  o saf doğru beyinleri nasıl işleniyor   anladınızmı şimdi.. ve bizim tv programlarına bakın…. Eşcinsellerin sunduğu programlardan geçilmiyor artık… evlendirme programları… herkesin herkesi düzdüğü diziler..birbirlerine ne kadar uyumlu değimli?

Sanki her şey günlük gülüstanlık gibi seks güzeldir kötü değildir   diye televizyonlarda gösterilerek ve çocuklar bu yaşam biçimine inandırılarak büyüyor

En son dünyanın en pahalı benzinini kullandığımız haberini ne zaman dinlediniz
Zenginle fakirin arasındaki uçurumun 12.000 ışık yılı uzaklığa eriştiği haberini en son ne zaman dinlediniz. Açlıktan bayılan üniversite öğrencileri haberini en son ne zaman dinlediniz. Şehit olan askerlerin sadece fakir ailelerden geldiğini ama zengin ailelerden milletvekillerinden generallerden ve bunlar gibi insanların ailelerinden hiç şehit haberi gelmiyor haberini en son ne zaman dinlediniz.. dört bir yanımız denizlerle çevrili olduğu halde neden dünyanın en pahalı balığını yiyoruz haberini en son ne zaman dinlediniz.. doğuda kullanılan kaçak elektrik bedelini neden batıdakiler ödüyor haberini en son ne zaman dinlediniz.. yada bu haberleri hangi sıklıkta dinlediniz.



Dinleyemezsiniz..çünkü toplumda böyle bir talep yok ( yada çok az)

Şimdi okullarda verilen aptalca eğitim ve çizgi filimlerle aptal dizilerle beyinleri  ışık hızında yıkanan bir çocuk-gençlik topluluğu..borç batağında saplanıp kalmış tek derdi geçim olan  düşünemeyen büyük bir çoğunluğun  birde tv kanalları ile beyni iyice yumuşatılırsa …ortaya ne çıkar ..güdülen SÜRÜ çıkar.


 aslında söylenecek çok şey var ama bu sığırlar için söylenecek pek bir şeyde yok.. ama farkına varın farkında olun …farkında olmak büyük bir adımdır… ve bu farkındalığınızı insanlarla paylaşın  bu daha büyük bir adımdır…. Uyanın.. geleceğimiz olan çocuklar için FARKINA VARIN.


11 Aralık 2011 Pazar

Ulan bu zenginlere dahada kıl olmaya başladım...zenginlik buysa olmak istemiyorum lan ben...bu devletede vergi vermek istemiyorum..... ulan vicdanlarınızın tam ortasına önce patır patır sıçıp sonra gürültülü osurup ağzını bağladıktan sonra iğne ile delip çakmağı çakıp patlatırım lan sizin vicdanınızı..   oh be rahatladım..


  Niyemi çünkü bu ülkenin gelirinin %80 nini nüfüsün %20 si yani 15 milyonu yiyor, diğer %20 lik geliri ise nüfüsün %80lik yani 60 milyonluk kesimi paylaşmaya çalışıyor.. adaletinizi sikeyim lan sizin.. ben niye gittim lan askere bu götler gitsin o zaman askere..  ama şimdi yasada çıktı bok giderler askere...bu nasıl adalet lan... artık umut etmek istemiyorum...şükretmekte istemiyorum.. umut ederek bekle , şükrederek günlerini geçir nereye kadar lan.. bizi çaresizliğe yokluğa mahkum etmişler nasıl bir vicdan lan bu.

Tahmini gelir 1 trilyon lira diyorlar ..yada gazetelerde haberlerde söylüyorlar..yani  800 milyarı  15 milyon bölüşüyor... 60 milyon kişide 200 milyarı bölüşüyor...peki bankalara olan tüketici kredileri ve kredi kartı borçları ne kadar biliyomusunuz 2011 itibarı ile 210 milyar....evet 210 milyar.....yani bu şerefsizler verdiklerinidi alıyorlar...  sizce bu 15 milyonluk kesimin kart borcu yada kredi borcu varmıdır...mesela rahmi koçun kart borcu varmıdır, acun ılıcalının kart borcu varmıdır yada tarkan denen topun bu 3 ismi özellikle söyledim. yada milletvekillerinin yoktur  banka reklamlarına dikkat edin...banka ne demektir.. paranızı emanet ettiğiniz güvenli yer demektir..demi? evet desenize lan!!! ya bizim bankalar..tefeci gibi çalışıyor.. sadece kredi kartı ve tüketici kredisi reklamı var.. ve nekadar harcarsanız o kadar bonus reklamı var.... harcayın harcayın harcayınki  biraz daha borçlanın bırazdaha borçlanınki.... sizin ananızı daha rahat sikelim  diyolar.. köle oluyoruz..inanın bana köle oluyoruz..

Dünyanın hiç bir yerinde bu kadar rahat yerel halkı siken bir bankacılık sistemi daha yoktur..teşekkür ederiz sayın iktidar sahipleri...yatacak yeriniz yok ya...
Adam ne yapsın zavallım ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ( gerçi çok salakça işler yapan tiplerde varda) ama genelde herkes sevdikleri için daha iyi şartlar oluşturmak istiyor ya kredi çekiyor yada kart alıyor, ve gözünüze soka soka yine ( dua edin götünüze sokmuyorum ) diyorumki dünyanın hiç bir yerinde bu kadar rahat yerel halkı siken bir başka bankacılık sistemi daha yoktur...   

Niyemi.. benim eski kız arkadaşım ingilizdi eh ehe çapkınlığımız vardır.. kız burdaki kart sistemine hayret ediyordu.. kendi kredi kartı limiti 750 pound idi maaşı 1200 pound du çünkü maaşına göre limit veriyorlar ingilterede... peki ya burda adam memur aylıgı 1750 lira kredi kartı toplam limiti 15000 lira bu nasıl oluyor sayın  ( sinirlenmiyorum sayın diyorum) yasa yapıcılar ve uygulayıcılar yabancılara sattığınız bankalarımızın üzerinden yabancıların bizi sikmesine nasıl izin veriyosunuz?  yatacak yeriniz yok.... yukarda o adalet varsa ( var herhalde). sizlerin gerçekten yatacak yeriniz yok.

Merak ettiğim ne biliyomusunuz.... nasıl satıyolar bu memleketi ve bu insanları!! nasıl satıyolar derken hani hangi duyguları yaşıyolar neler hissediyorlar bu tür işlere imza atarken...
Kendimize ait hiç bir bankamız yok bankalarda kazanılan bütün paralar ülke dışına çıkıyor ve tekrardan ülkeye kredi verilerek ülke dahada borçlandırılıyor..... benim, çocuklarımın ve onların çocuklarının geleceğini satıyor bu iktidar sahipleri.. 

Ve ezilenler kim biliyomusunuz?.. sakın beni ırkçı kafatasçı olarak suçlamayın her telden arkaşım vardır... ezilenler sadece Türklerdir.  hassiktir gavat dediğinizi duydum demeyin ...bizi yönetenlere bakın

AKP’NİN SOYLARI NERDEN GELİYOR

Tayyip geçen sene memleketi Rize’nin Güneysu Beldesi’ne gittiğinde hemşehrileri Tayyip’i ‘POTAMYA’YA HOŞGELDİN’ pankartıyla karşıladı. Medya bu pankart üzerinde hiç durmadı. Potamya ne demekti?
Güneysu beldesinin Rumca ismi Potamya’dır. Bu beldenin ahalisinin bir kısmı sonradan Müslüman olmuş Rum’dur. Hala beldenin Rumca adını kullandıklarına göre Türklüğü
içlerine tam sindirememişler demektir. Tayyip Erdoğan bu pankarttan rahatsız olmadı. İhtimalki kendisi de Rum kökenlidir.
Yine geçen sene Tayyip Erdoğan Gürcistan Devlet Başkanı’yla görüşmesinde kendisinin de Gürcü olduğunu söyledi. Bu bağlamda Tayyip’in Gürcü olma ihtimali de yüksek.
Kısacası Tayyip Erdoğan Türk kökenli değildir. Zaten Türklük şuuru da taşımamaktadır. Zorunlu olmadıkça Türk sözünü kullanmaz. Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini ayrımcılık olarak değerlendirdiğini çok kere vurgulamıştır. Başbakan olduğundan beri ağzından bir kez bile "Türk milleti" sözü çıkmamıştır. Hep Türkiye halkı der.

TBMM Başkanı Bülent Arınç: ( en sinsi olanı )
Manisa doğumlu, Manisa milletvekili olduğu için ve Türkçe’yi de güzel kullanmasından ötürü halk tarafından Manisalı bir Türk olduğu sanılmaktadır. Halbuki Bülent Arınç’ın kökeni Tunceli’ye dayanmaktadır. Yıllar önce Manisa’ya göç etmiş bir Kürt ailesinin torunudur.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül:

Kayseri doğumlu ve Kayseri milletvekili olan Abdullah Gül, baba tarafından çok eskiden Kayseri’ye yerleşen Siirt kökenli bir ailenin oğludur. Baba tarafından Arap ana tarafından sonradan Müslüman olmuş Ermeni kökenlidir.

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu:

Diyarbakır doğumlu olan Abdülkadir Aksu Kürt’tür. Göreve geldiğinden sonra Emniyet teşkilatındaki Fetullahçı Kürt kadrolaşma inanılmaz artmıştır. Yurtsever Turkler (Necip Hablemitoglu, Muammer Aksoy, Ugur Mumcu) hep onun doneminde katledildi. Emniyette Kurdcu ve Dogu’cu kadrolasmayi sagladi. Istanbul’daki Kurd kokenli PKK’ya yardim saglayan mafyayi temizleyen polisleri aciga aldi veya pasif gorevlere surdu.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik:

Van’lı olan Hüseyin Çelik Kürt-Arap melezidir. Kürtçe şarkılarla eğitim – öğretim sezonu açılşı yapılması ilk kez Hüseyin Çelik’in bakanlığı döneminde görülmüştür. Turkiye sadece Turkleremi ait ait iddiasini ortaya atti.

Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat :

Hükümette en kilit kişi olarak gösterilen Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat 1925 yılında idam edilen Kürt isyancı Şeyh Sait’in torunudur. Mersin milletvekili olan Fırat, Mersin’deki Kürt nüfus hareketini yönlendiren kişilerin başındadır. Dengir Fırat, 2 Ağustos 2002 Cuma günü Meclis’te, sinir oynatan ses tonuyla, Abdullah Öcalan’ı kast
ederek "Asamadınız! Asamazsınız! Asamayacaksınız!" diye bağırmıştır.

Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen:

Kürt kökenli olan Zeki Ergezen, bir de ayrıca Nakşibendi tarikatının Tillo koluna mensuptur
Başbakanın Danışmanları :

1. Danışman:
 1994 yılında PKK’ya maddi yardım yaptığı için öldürülen Kürt işadamının yeğeni bugün Tayyip Erdoğan’ın danışmanı. 10 Aralık 2002 tarihinde, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Bush ile o dönem Başbakan olmayıp AKP Genel Başkanı olan R.T Erdoğan’ın yaptığı toplantıya katılan birkaç isimden biri. Babası milletvekili. Babası bir dönem insan
hakları meseleriyle çok yakından ilgiliydi; dernek başkanıydı. Fırsat buldukça da İstanbul-Ankara belediyelerinin köprü, yol ihalelerini alırdı. Ailece S-300 Mersedeslere biniyorlar. Danışmanın üniversite mezunu bile olmadığı söyleniyor.
Başbakan Erdoğan’ın bu danışmana özel bir sevgisi olduğu biliniyor. >

2. Danışman:
 Cuneyt Zapsu Bu danışman Güneydoğu’nun en büyük Kürt aşiretinin üyesi.Dedesi ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı. Ehl-i Sünnetdergisinin sahibi. Türkçe-Kürtçe yayınlanan "Jin" dergisinin önde gelen isimlerinden. Danışmanın halası,
faili meçhul bir cinayete kurban giden Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Anter’in eşi. Danışmanın eniştesi Musa Anter öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başsağlığı mesajı yayınlamıştı. Öldürülen Musa Anter’in bir yeğeni milletvekili de yine faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Danışman yakın akrabaları gibi Doğu ve Güneydoğu’da gezmiyor. O’nun bir ayağı hep Amerika’da TÜSİAD üyesi bu danışman, Başbakan Erdoğan’ ın özellikle yurt dışındaki bütün resmi-özel görüşmelerinde bulunuyor. Bu danışmanın Erdoğan’ın "aklının yarısı" olduğu iddia ediliyor.

3. Danışman:
 Bu danışman aslen Diyarbakırlı. Kürt olduğunu açıkça vurguluyor. Bir dönem radikal ıslamcıydı. Yoksuldu; üniversitede yurtta kalıyordu; şimdi lüks otellerden çıkmıyor, 100 bin dolarlık jeeplere biniyor.

4. Danışman:
 Babası Güneydoğu’da bir şehrin Belediye Başkanı’ydı. O ise Beyaz Saray’ın yeminli müşaviriydi. Arap kokenli. Nerden nereye… ABD vatandaşı olduğu biliniyor. Ama şimdi o hem
danışman hem milletvekili.

Barzani 2 sene önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine bağlı 75 milletvekili olduğunu açıklamıştı. Kimse bu milletvekilleri kimlerdir,diye araştırmadı. Kaynadı gitti bu açıklama.

Namik Tan :
Disisleri bakanligi sozcusu Disisleri Bakanligindaki Kurtcu gurubun basi, Mardin dogumlu, Disisleri Bakanliginda hizmete Ozel yazdigi bir Kurt raporunda Kurtlere daha fazla kulturel haklar verilmesini talep etti. Akparti icinde ki Kurt gurubun en yakin ismi. Disisleri Bakanligindaki Kurt guruplar ile Meclisteki Kurtcu milletvekilleri arasindaki iliskiyi kordine ediyor. 30 Agustos onlarin (askerleri kastederek) 29 Ekim bizim bayramimiz diyerek askerlere olan nefretini belirtiyor. PKK’nin finanse ettigi lokantalarda odedigi hesabin Turk askerine ve Turk milletine kursun olarak geri dondugu kisi.

Baki Ilkin:
 Arap Kokenli, Disisleri bakanliginda Kibris masasi baskaniydi simdi Turkiye’nin Birlesmis Milletler Temsilcisi, Denktas’in tasfiye edilmesi operasyonunun bas aktoru, 12 Eylul Kenan Evren Diktatorlugu doneminde sagci veya solcu idam edilen gencleri Guvenlik Konseyine sunan kisi. Turklugu ve Milliyetciligi zararli, hastalikli ve kontrol altinda tutulmasi gereken bir akim olarak tarif ediyor. Devsol mensubu 12 Eylul’de yasi buyutulerek asilan 16 yasindaki sol goruslu Erdal Eren’in yasini buyutme islemlerinde rol alan kisi.

Ugur Ziyal:
 Disisleri bakanligi eski mustesari, Disisleri icinde Akpartiye en yakin isim, Kurt kokenli, > Disislerindeki Kurtcu kadrolasmanin planlamacilarindan, Talabani ve
Barzani’nin asiret lideri oldugu donemlerde onlara Disisleri bakanligi makam araci tahsis eden kisi. PKK’ya yakin olmasa da modern Kurt Miliyetciligini destekliyor. Cuneyt Zapsu ve Dengir Firat’a en yakin isimlerden.  

Görün lütfen bizi kimler yönetiyor.. 

korktuğum tek şey çocuğumun ben türküm diyemiyecek olması ...nerelisin diye sorduklarında türkiyeliyim diyemiyecek olması...