16 Aralık 2011 Cuma

BEYNİMİZDE OYNANAN OYUNLAR VE TÜRKİYEDE YETİŞTİRİLEN SIĞIRLAR


                                               
VAY BE ÇOK AKADEMİK Bİ BAŞLIK OLDU
Evet konumuz sığır nasıl yetiştirilir...ama bu 2 ayaklı insan cinsinden sığır!!.. Yani  hiç konuyu uzatmaya gerek yok... şöyle etrafına bak dolu yüzlerce var etrafında...hatta uçma kabiliyetin olsada biraz havalanabilsen binlercesinide görebilirsin.. la oğlum milletin ya kaçarken ya sıçarken aklına gelir benimde yataktayken aklıma geliyor..uykumdan oluyorum.. neyse canınızı yerim olsun.

Maalesef  bir sığır sürüsü yetişiyor...cahil ,cühela ,teslimiyetçi ve tepkisiz  bir toplum yaratılmak isteniyor...  bu atasözlerini yaratanları acaip kıskanıyorum abi ...niyemi ? behi yavşak  çünkü doğru söylüyorlar.. hayvanlar koklaşa koklaşa insanlar konuşa konuşa demişler..yada tersi.... ama doğru demişler.. hayvanlar koklaşarak birbirlerine sevgi ve saygı gösterirler durumlarının ne olduğunu anlarlar ( seks den bahsetmiyorum hemen lafı götünden almayın ), insanlarda konuşarak birbirlerine sevgi ve saygı gösterirler, hayvanlardan 1 adım daha ileriye giderek çevrelerinde olup bitenide konuşurlar ve farkına varırlar, hayvanlardan 2adım daha ileriye gidersek bu farkındalıkları onların tepki vermesine neden olur. Ama  yaratılmak istenen tepkisiz insan cinsi sığır sürüsü.

tepkisiz bir insan türü sığır sahibi olmayı en çok kim ister biliyomusunuz? köle sahipleri, derebeyleri, ağalar bilumum işveren... 
şimdi sen işyerinde ..yav iş çok ağır maaşda az diyebilirmisin...yada patronuna lan göt patron bizi o kadar çalıştırıyon ama aslan payını sen alıyon ne ayaksın diyebilirmisin ? hadi götün sıkıyosa dede ananı sikiversinler orada işinden  ol ...  bunu nasıl konuşursun ya gizli köşelerde mesai arkadaşınla fiskos yaparak yada yemek aralarında çıktığın yerde yaparsın yada evde söylenirsin..

peki ülke üzerinde bunu genel anlamda sığırlaştırma işini nasıl yaparsın? 3 şekilde

1) EĞİTİMLE : Kurbağ anatomisi öğreterek,kelebeğin hayat döngüsünü öğreterek,koful, golgi cisimciğini öğreterek nasıl hazırlarsın lan bir insanı hayata? ha pardon senin amacın bir sığırı hazırlamak hayata değil mi? ..  Üniversitede biyoloji,hücre bilim,tıp ve buna benzer bölümleri seçerse zaten golgi cisimciği gibi çocukken salaklığı ifade eden kelimelerin 18 göbek öteden akrabasını da öğrenecekler lan bu çocuklar….  Neden son  Anadolu parsının salak bir avcı tarafından vurulup öldürüldüğünü ve soyunun tükendiğini anlatmıyorsun , neden cayır cayır çevre bilinci aşılamıyorsun… Hayvanları ve ülkeleri National Geography den öğreniyor bu çocuklarda neden kendi ülkesinde yaşayan börtüydü böcekti çevreydi bu bilinci aşılamıyorsun çocuklara….. aşılamaz bu şerefsizler çünki  eğer aşılarlarsa bu çocuklar yarın büyüdüklerinde sahip çıkarlar bu ülkeye. çocuklara sorun BLACKBERRY yi bilir ama böğürtleni bilmez…. Bu ülkede çocuklar artık meyveyi dalından kopartıp yiyemiyor… misket oynayan çocuk göremiyorum lan etrafta…   sadece sınavlarla testlerle ve dersaneyle geçen bir yaşamla sınırlandırılmış bir vaziyette…. Hele şehirlerde çocukların hali içler acısı. Çocukluğumda hatırlıyorum da her tarafta oynardık ,düşerdik, kirlenirdik… şimdi beton yığınları arasına sıkıştırılmış kıytırık parklarda oyun oynamaya çalışıyor çocuklar…. Kendi oyuncağımızı yapardık.. şimdi sistemin dayattığı oyuncaklarla oynuyor bu çocuklar ….bu çocuklardan yaratıcı olmasını nasıl beklersiniz ki?  Kişilik çocukken şekillenmeye başlar ve gelişir… televizyon ve okulda öğretilen abuk sabuk bilgi dayatmalarıyla bu çocukların kişilikleri ve yaratıcılıkları nasıl gelişebilir ki?...nasıl gelişecek… abi ne haber yaaaa twitlere baktınmı yaaaa çok baba twıtler geçmişler bu gün…  diye konuşan   ama  yaşadığı ülkenin kaç coğrafi bölgeye bölündüğünü yada çanakkalenin nerde olduğunu bilmeyen sürü gelişir.…sorun etrafınızdaki çocuklara 10 çocuktan kaçı bilecek bunu ( çocuk derken 0-8 yaş arasını kastetmiyorum lan gozmonot kafalılar)

2) BANKACILIK: Maalesef devlet eliyle suç işleniyor ülkemizde… iktidar sahipleri tüm bankaları sattı ve para kazandı …tamamda abi kazandığın paradan ben bir şey görmedim…. Vallahide billahide görmedim.
Uyuşturucu nasıl bişeydir bilirmisiniz? Ananızı sikeyim  hiçmi türk filmi seyretmediniz… önce ufak ufak verirler bedavadan  sonrada dibine kadar alırlar neyi varsa…ama  çok geçtir çünki bağımlı olmuşsundur artık..türk halkıda bankacılık sistemine bağımlı hale getirildi…. Yine çocukluğuma gidiyorum… yattım doktorcuğum..çocukluğuma inebilirsin.
Çocukluğumda yoktu be bu amına koduğumun kredi kartı… yoktu lan… veresiye defteri vardı lan güzelim bakkallar vardı..çok çeşit yoktu belki ama insanlık vardı lan… millet birbirini anlardı..banka reklamlarıda vardı ama ya güvenli olduğunu anlatan banka reklamları vardı yada kumbara reklamları vardı, biz çocuklar para biriktirelim diye…. Neyse konumuza dönelim…kim çıkarmış bu fikri biliyomusunuz
Kartlı ödeme fikri ilk kez 1887 yılında Edward Bellamy’ın “Looking Backward Or Life In The Year 2000” isimli bilim kurgu romanında ortaya atılmıştır. Romanda, 2000’li yıllarda yapılacak alışverişlerin ödemelerinin karttan koparılan parçalar aracılığı ile yapılabileceği ve bu ödemelerin kart bitene kadar sürebileceği fikri ortaya atılmıştır.
 Ulan sinirlendim yine ben bu kredi kartını ilk bulan ve kullanan  Edward bellamy  ve  kredi kartını türkiyeye getirenin annesini rocco ile birlikte grupta sikeyim emi.

Peki kredi kartı ile değişen dünyamızda neler olmuş bir bakalım. Türkiyede ilk kredi kartı uygulamasını başlatan kimdir..bilene 10 lira bonus verecem
1975 yılında  Setur… sahibi kim? Bunu bilmiyosanız yaşamayın lan bu ülkede..siktirin gidin… sürinama,  galapagosa ne bileyim paskalya adasına falan gidin …yapı kredinin sahibi tabiî ki koç abimiz..başka kim olacaktı..bu ülkeyi yıllardır sömüren ailedir seturun sahibi. Sonrada gerisi gelmiş. Bankacılık sistemi bakmışki.. ulan bu kart işinde iyi para var bizde sikmeye başlayalım deyip yavaş yavaş sistemin içine girmişler  ama önce zenginleri sikerek..çünki o zamanlarda daha bankalarımız yabancılara peşkeş çekilmemiş bankacılık kanunları bugünki gibi banka tarafında değil yada o tür kanunlar yok henüz.
Tarihi kronolojik sırada vermiyecem burada ama 1993 de furya başlamış ve 2000 li yıllarda dahada artmış ama bankaların satılmasıyla birlikte üst seviyede bankalar insanlarımıza  tecavüzü başlamıştır.

Hani televizyon yada beyaz eşya almaya gidersin ya… eksiktir evde seninde hayalindir..artık daha büyük bir ekranda seyredeceksindir filimlerini yada suyun daha çabuk soğuyacaktır buzdolabında, senin aklın bunlardadır.. satıcı ballandıra ballandıra anlatırken. Peşinde dolanır durur satmak için…ve alırsın eve gidersin fişe takarsın..hayalini gerçekleştirmişsindir. Ama 3 gün sonra alette yolunda gitmeyen bir şey olur..satıcıyı ararsın ama ..daha 3 gün evvel götünde pervane olan pezevengin sesinin tonuda değişmiştir... hissedersin..hayalkırıklığına uğrarsın nasıl olur diye….işte kredi kartı ve tüketici kredisinide böyle verdiler ilk olarak insanlara. Ballandıra ballandıra anlatarak verdiler insanlara.. ama o insanların kafalarında hayalleri vardı belki çocuğunu okutmak için alıyordu krediyi yada 2 ay zorlanacam kirayı öderken kredi kartıyla idare ederim 2 ay sonrada öderim diyordu imzayı atarken sözleşmelere..ama o sözleşmede asıl önemli olan fakat mikro büyüklükte yazıldığı için hiç birimizin okumadığı yada okumak istemediği ve eğer ödeyemezsek neler olacağı yazılı olan şeyleri okumadan alıyorduk kredi kartlarını.

2000 yılında 13 372 600 olan kredi kart sayısı
2010 yılında 48 803 000 e ulaşıyor (MİLYON)..anlamayan sığırlar olabilir.
Sadece asgari ödeme tutarını ödeyerek borcunu birkaç kredi kartıyla döndürmeye çalışan kişi sayısının en az 10 milyon olduğu tahmin ediliyor… kendi kafamdan uydurmuyorum bunları  resmi rakamlar bunlar… bu 10 milyon kişinin bakmakla sorumlu olduğu insanlarla bu sayı 40 milyon eder..( ortalama bir aile 4 kişi dersek)
Yani 40 milyon insan geri kalan 30 milyonu doyuruyor.. kölelik yapıyor… nasıl adalet lan bu.

Şimdi bu 40 milyon insan geçinme derdindeyken…. Neyle uğraşacakki?  Bu insanların akılları fikirleri ay sonunu nasıl getiririm diye  çalışıyor…başkada bir şeye kafa yormuyorlar…buda gayet doğal..bu insanlardan normal olmalarını nasıl beklersin ki?
Sistem öyle bir kurulmuş ve işletiliyor ki… seni hasta ediyorlar hastalıklı insanlara dönüştürüyorlar.. bu hastalıklar öyle kızamık kabakulak falan değil… insanca yaşama hakkına sahip insanların ellerinden bu hak alınarak bu insanlar hastalıklı hala getiriyorlar.. normal bir insan bu haksızlık karşısında tepki verir hesap sorar..ama hastalıklı bir insan tepki vermez hesap sormaz… güçlüden gelen her şeyi kabul eder..

Maalesef insanlarımız ekonomik kıskaç altında hastalıklı hale getirilmişlerdir.. ki seslerini çıkartamasınlar hesap soramasınlar ve ne layık görürsek ona razı olsunlar mantığını bize dayatmış durumdalar… çünki borçlu insan önce borcunu ödemek ister karnını doyurmak ister eşinin çocucuğunun karnını doyurmak ister.. bide bunlara kömürdü gıdaydı yardım edersen, sistemle uğraşmaz… sistemin içinde kaybolup gider.

Böyle işte sevgili beynini siktiklerim 

3) MEDYA-TV:  

Sığır yetiştirmede en önemli silahlardan biride görsel medyadır ( gazetelerden bahsetmeyeceğim)

ATV                                                                    KANAL D

 6.30- kahvaltı haberleri                                       6.00- yabancı damat dizi( tekrar)
 8.30- Nihat hatipoğlu sorularınızı cevaplıyor     7.00- günaydın
10.00- müge anlı ile tatlı sert                               9.00- doktorum
13.00- aliye dizi                                                   11.00- umutsuz ev kadınları dizi
14.20- adanalı dizi                                               12.30- bana her şey yakışır
16.00- esra erolla evlen benimle                          14.30- gün arası
19.00- ana haber                                                   14.45- akasya durağı dizi
20.00- hayat devam ediyor                                  16.45- arka sokaklar dizi
23.00- 5 er beşer  dizi                                           18.50- baba haber bülteni
01.40- alemin kralı dizi                                        19.00- ana haber
04.05- çocuklar duymasın dizi                             19.50- spor
                                                                              20-00- bir çocuk sevdim  dizi
                                                                              23.00- beyaz show
                                                                              02.00- kanıt dizi
                                                                              04.00- asi dizi

Yukarda gördüğünüz ATVve KANAL  günlük programı(16-12-2011)..  daha ne anlatayım lan ben size …. Be a….. yok küfür etmeyecem… lütfen birkaç kez okuyun programları… ne var?..ha bu arada diğer tv kanallarını yazmaya gerek duymadım… çünkü hepsi aşağı yukarı aynı..nasıl iş lan bu sikimtrak diziler ve evlendirme programlarından başka hiçbir şey yok!!! gördünüzmü insanların beyni nasıl uyuşturuluyor..şimdi ordan birkaçtane yavşak.. ama ben National geography seyrediyoraaam diye söylenirse onunda amına koyayım..götümün üç çeyreği istersen uzayı international space centerdan live izle çokta sikimeydi.

Bu gariban insanların tek eğlencesiydi televizyon ama onuda aldılar ellerinden…. Kimin kimi siktiği belli olmayan diziler, ağalığın, mafyalığın özendirildiği diziler, aşiretin kutsandığı diziler, eşcinselliğin normal olduğu sunumlar, sanki her şey çok güzelmiş gibi gösterilen yalan ve tek taraflı haberler. İnsanların zayıflığından yada çaresizliğinden yararlanılan evlendirme programları..                                            şimdi asıl hedefleri çocuklarımıza yaptıklarına bakın  aşağıdaki karelerin hepsi çizgi filimlerden alıntıdır

                                     vay yavrunun göğüsleride diriymiş



 vay pamuk prensese bak abi..oyuncagı var... burdada rahibin yarrağı kalkmış

                                  tam ortaya bakın ne görüyonuz.... bunu çocuklarda seyrediyor



  
Çizgi filimler deki pornografi, satanizm vs gibi şeyler çocukların bilinç altına yerleştiriliyor.  Çocuklara karşı bunu kullanıyorlar çünkü  sığır bir sürü yaratmak için daha çocuk yaşta beyinlerini yıkıyorlar. google da aratın yüzlercesi var!!!

subniminal mesajlardaki seks olgusuyla  çocukların  o saf doğru beyinleri nasıl işleniyor   anladınızmı şimdi.. ve bizim tv programlarına bakın…. Eşcinsellerin sunduğu programlardan geçilmiyor artık… evlendirme programları… herkesin herkesi düzdüğü diziler..birbirlerine ne kadar uyumlu değimli?

Sanki her şey günlük gülüstanlık gibi seks güzeldir kötü değildir   diye televizyonlarda gösterilerek ve çocuklar bu yaşam biçimine inandırılarak büyüyor

En son dünyanın en pahalı benzinini kullandığımız haberini ne zaman dinlediniz
Zenginle fakirin arasındaki uçurumun 12.000 ışık yılı uzaklığa eriştiği haberini en son ne zaman dinlediniz. Açlıktan bayılan üniversite öğrencileri haberini en son ne zaman dinlediniz. Şehit olan askerlerin sadece fakir ailelerden geldiğini ama zengin ailelerden milletvekillerinden generallerden ve bunlar gibi insanların ailelerinden hiç şehit haberi gelmiyor haberini en son ne zaman dinlediniz.. dört bir yanımız denizlerle çevrili olduğu halde neden dünyanın en pahalı balığını yiyoruz haberini en son ne zaman dinlediniz.. doğuda kullanılan kaçak elektrik bedelini neden batıdakiler ödüyor haberini en son ne zaman dinlediniz.. yada bu haberleri hangi sıklıkta dinlediniz.



Dinleyemezsiniz..çünkü toplumda böyle bir talep yok ( yada çok az)

Şimdi okullarda verilen aptalca eğitim ve çizgi filimlerle aptal dizilerle beyinleri  ışık hızında yıkanan bir çocuk-gençlik topluluğu..borç batağında saplanıp kalmış tek derdi geçim olan  düşünemeyen büyük bir çoğunluğun  birde tv kanalları ile beyni iyice yumuşatılırsa …ortaya ne çıkar ..güdülen SÜRÜ çıkar.


 aslında söylenecek çok şey var ama bu sığırlar için söylenecek pek bir şeyde yok.. ama farkına varın farkında olun …farkında olmak büyük bir adımdır… ve bu farkındalığınızı insanlarla paylaşın  bu daha büyük bir adımdır…. Uyanın.. geleceğimiz olan çocuklar için FARKINA VARIN.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder